Kayıt Ol

Giriş

Şifremi Kaybettim

Şifrenizi mi kaybettiniz? E-posta adresinizi aşağıya girin. Yeni şifre oluştura bilmeniz için size bağlantı göndereceğiz.

Giriş

Kayıt Ol

Sorumlarm ve verilen cevapların sitede yayınlanmasını onaylıyorum Cevapların tedavi amaçlı olmadığını kabul ediyorum. Sorunlarımın bir psikolog ile yüz yüze görüşülerek seans ortamında halledilebileğinin farkındayım.

101 Cevap

1 – Psikolojik (Mental) Sağlık Nedir?

Psikolojik sağlık kendinizi nasıl hissetiğiniz, diğerleri hakkında nasıl duygu ve düşüncelere sahip olduğunuz, hayatın getirdiği koşulları ve zorunlulukları nasıl ve ne derecede halletiğiniz (üstesinden geldiğiniz) ile ilgili bir alandır.Sorunlardan kaçınma becerisi değil başa çıkma becerilerisidir.

 2 – Psikolojik sağlığımızı nasıl sağlarız?

Fiziki sağlığımızı nasıl yediğimiz içtiğimiz, uyku düzenimiz ve temizlik bakımlarımız ile sağlıyorsak mental sağlığımızı da duygu, düşünce ve davranışlarımızı doğru şekilde yaparak sağlarız.

3 – Bir psikolojik rahatsızlık tedavi edilebilir mi?

Düşük, orta ve ağır dereceli olarak ayrılabilen rahatsızlıkların kısa, orta ve uzun vadede tedavileri vardır. Ayrıca spesifik tedavi yöntemleri ile her bir rahatsızlığın kendine has uygulamalarla iyileştirilmesi mümkündür. Sadece çok az psikolojik rahatsızlığın tedavisi ilaçlarla birlikte ‘tedavi şeklinde değil ancak düzenleme ve işlevselliği devam ettirme’ şeklinde sağlanır. Yani psikolojide sadece birkaç hastalık vardır ki henüz tedavisi yoktur ancak bunlar da yönetilebilen rahatsızlıklardır.

4 – En çok hangi rahatsızlık insanlarda görülür?

En çok görülen psikolojik rahatsızlık aşırı kaygı (anksiyete) rahatsızlıklarıdır. Fobiler, panik bozukluk, sosyal çekingenlik, obsesif kompülsif bozukluklar, yaygın anksiyete bozuklukları bu kapsam altına girer.

5 – Psikolojik rahatsızlıklar nerelerden kaynaklanır?

Bu konuda birçok teori vardır. Bu teorilerden en geçerli olanları bu rahatsızlıkların biyolojik (ırsi), bilişsel (yanlış düşünme yolları), öğrenimsel (yanlış öğrenmelerden kaynaklı), çevresel (travma gibi çok stresli dış etkenler), zor hayat koşulları (iş ve ekonomik zorluklar) olduğunu söyleyen teorilerdir.

6 – Tedavide ana metodlar nelerdir?

Psikoterapi ve psikolojik danışmanlık dünyada birinci metod olarak kullanılmaktadır. Hemen arkasından ilaç tedavisi gelmektedir. Sosyal desteğin artırılması, rehabilitasyon merkezleri, hatta meditasyon ve egzersiz gibi bazı diğer yöntemler de metodlar arasındadır.

7 – Kendi kendime tedavi olabilir miyim?

Eğer gerçekten rahatsızlığınız geçici bir durumdan kaynaklanmıyorsa, rahatsızlığınız için bir uzmana başvurmanız hem çözümü çabuklaştıracak hem de yararları çok ve kalıcı olacaktır. Çok uzun süreli rahatsızlıklar tedavi edilmez ise daha derin yaralara yol açabilir. Kendi kendinize yapacağınız egzersiz, yeme içme konularında dikkatli olmak, uyku düzeni, arkadaş desteği, kitaplardan faydalanma gibi davranışlar da yardımcı olacaktır ancak yeterli olmayacaktır.

8 – Kişisel gelişim kitapları veya psikoloji kitapları mental sağlığıma katkıda bulunur mu?

Kitap okumak ve rahatsızlıklar konusunda bilgi sahibi olmak her zaman için faydalıdır. Ancak ne var ki bunlardan medet ummak ve tedavi olacağına inanarak okumak beklentilerinizi karşılamayabilir. Çünkü kitaplar genel yazılmışlardır, sizin kişilik, karakter, davranış ve düşünce özelliklerinize göre uygunluk göstermeyebilirler. Yani kitaplardakik bilgilerden yola çıkarak bazı denemeler yapabilirsiniz ancak bir uzmana gitmeniz en doğrusu olacaktır.

9 – Mutlu olamamak bir psikolojik rahatsızlık mıdır?

Mutluluk göreceli bir kavramdır. Teknik olarak psikoloji biliminde huzur, uyumluluk, işlevsellik, motivasyon (istem), fiziki sağlık, temel ihtiyaçların (yemek-içmek, uyku) doğru karşılanması gibi etkenler ‘psikolojik sağlıklılık için yeterli’ olarak görülür. Mutluluk geçici ve göreceli bir kavram olduğu için kesin bir tanımlaması yapılamaz. Dolayısıyla mutlu olamıyorum diyen bir kişinin psikolojik olarak sağlıksız olduğunu söyleyemeyiz.

10 – Psikoterapi nedir ve ne kadar sürer?

Psikolojik sorunlarınıza çözüm bulmak için yapılan 50’şer dakikalık oturumlardan (seanslar) oluşan bir süreçtir. Psikolog ve danışan bu süreç içerisinde konuşurlar, soruların kaynaklarını bulmaya çalışırlar, çözüm üretirler. Birçok psikterapi yöntemi vardır. Bunlardan ülkemizde en bilindik olanı Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi, Bilişsel Terapi, Davranışçı Terapi gibi Bilişsel Davranışçı Terapiler, Psikodinamik Terapi, İnsancıl Varoloşçu Terapi, Gestalt Terapisi, Transaksiyonel Terapi, Aile Terapisi, Grup Terapileridir. Her birinin ayrı yöntemleri ve uygulamaları vardır. Bilişsel Davranışçı Terapilerde genel olarak danışan ile terapist birlikte ortaklaşa süreci yürütürler, sistematik bir şekilde plan ve programa bağlı olarak hedef odaklı bir yaklaşımdır. Sorunların kaynaklarından çok çözüme odaklanılır. Çözümün kalıcı olması için olay ve durumlar karşısında bunlarla başa çıkabilecek beceriler kişiye öğretilir. Nihai amaç, örneğin Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi’de, kişinin mutlu, huzurlu, güçlü ve denge içinde olmasıdır, yani bir başka ifadeyle kendini gerçekleştirmesidir.

11 – Dünyada en iyi terapi hangisidir?

En iyi terapi diye bir şey söylemek yanlış olacaktır çünkü danışanın kişiliğine, tutumlarına, alışkanlıklarına, geçmişine, rahatsızlığın ne olduğuna, rahatsızlığın hangi derecece olduğuna, kişinin çevresel koşullarına göre değerlendirmek gerekir. Ancak yine de en yaygın terapi şekli olarak Bilişsel Davranışçı Terapiler (Bilişsel Terapi ve Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi gibi bilimsel kanıt temelli terapiler) birinci sırada yer almaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’inde özellikle sigorta şirketleri bu yöntemlerden birini tedavi olarak görmekte ve danışanların seans ücretlerini ancak bu şekilde ödemeyi kabul etmektedir.

12 – Yaşanılan sorunu psikoloğa anlatmak ve arkadaşımıza anlatmak arasında ne fark var?

Arkadaşlar anlatılan sorunlara taraflı yaklaşabilir, önyargılı olabilir, size ne yapmanız ya da ne yapmamanız gerektiğini söyleyebilirler. Psikologlar ise sorunlara bilimsel çerçevede yaklaşır, sizi yaptığınız şeylerden dolayı yargılamaz, kınamaz, etiketlemezler. Size akıl vermez ve ne yapacağınızı söylemez, sorunlarınıza dair farkındalık oluşturmaya çalışır ve danışmanlık verirler.

13 – Depresyon nedir?

Depresyon kişinin duygusal, zihinsel, bedensel ve davranışsal gibi bazı belirtilerin görüldüğü bir durumdur. Kişi, bunu yaptığın işten zevk almama ve ruh halinin devamlı çökük olması gibi belirtilerle anlayabilir. Genellikle daralma, sıkıntı ve huzursuzluk gibi belirtiler çokça görülür. Bu durum bazen kişini duygularının alındığını düşünmesine sebebiyet vermektedir.

14 – Psikoterapi mi almalıyım yoksa ilaç mı kullanmalıyım?

Bazı sorunlar sadece ilaç yoluyla çözülebilirken, bazılarının çözümü hem ilaç hem psikoterapi gerektirir. Bazen ise yalnızca psikoterapi desteği yeterlidir. Buna kişinin kendisinin karar vermesinden ziyade bir uzmana danışması daha uygun olacaktır. Psikologlar ve psikiyatristler birbirine bağlı çalışır. Herhangi birine başvurduğunuzda gerekli yönlendirmeleri yapacaktır.

15 – Hastalığım tekrarlar mı?

Terapilerde ki amaç kişinin yaşamış olduğu sorunu kalıcı bir şekilde çözmektir. Terapi alan bir kişi aynı durumla tekrar karşılaşabilir fakat tepkileri eskiden daha farklı olacaktır. Daha kontrol edilebilir tepkiler verecektir. Bazı durumlarda ise danışan duygu ve düşüncelerini kontrol edemeyebilir. Bu durumda alınan terapiler ise daha önce ki terapi sürecine göre daha kısa süreler olacaktır.

16 – Hangi yaş gruplarına psikoterapi uygundur?

Her yaş grubu için psikoterapi uygundur. Yaşa göre uygulanan psikoterapi çeşidi değişebilir.

17 – Kim psikoterapi yapabilir?

 Klinik psikologlar psikoterapi yapmaya yetkili kişilerdir.

18 – Seans sıklıkları ne kadar olmalıdır?

En başta haftada bir olması en idealidir, iyileşme oldukça seans sıklığı düşürülür.

19 – Online Terapi Yapılabilir mi?

Online terapi psikolog ve danışanın aynı mekanda bulunmalarına olanak olmadığı durumlarda görüntülü konuşma ile yapılmaktadır. Danışanın terapi sırasında yalnız olması gerekmektedir. Bulunduğu ortamın ise sessiz ve sakin olması oldukça önemlidir.

20 – Psikoterapi mi almalıyım yoksa ilaç mı kullanmalıyım?

Bazı sorunlar sadece ilaç yoluyla çözülebilirken, bazılarının çözümü hem ilaç hem psikoterapi gerektirir. Bazen ise yalnızca psikoterapi desteği yeterlidir. Buna kişinin kendisinin karar vermesinden ziyade bir uzmana danışması daha uygun olacaktır. Psikologlar ve psikiyatristler birbirine bağlı çalışır. Herhangi birine başvurduğunuzda gerekli yönlendirmeleri yapacaktır.

21 – Konustuklarımız aramızda kalır mı?

  “Gizlilik” psikoloji ve psikiyatri uzmanlarının en önemli mesleki ilkelerindendir. Terapi seansında danışanın anlattığı hiçbir bilgi bir başkasına anlatılmaz. Bu kişi danışanın yakını, eşi ya da ailesi olsa da durum değişmez.

22 – Ne zaman psikoloğa gitmeliyim?

Birey, kişiliği, kişilerarası ilişkileri, psikolojik sağlığı ve genel anlamda psikolojik dünyası üzerine düşünebilecek ve konuşulabilecek birşeyler olduğunu hissettiği anda alacağı psikoterapi hizmetinden fayda görecek ve gelişecektir. Psikoterapi hizmeti kişisel gelişimi ve bireyin düzenlemekte zorluk yaşadığı herhangi bir alanı (örneğin zaman yönetimi) önemli ölçüde destekleyecektir.

23 – Her psikoterapist aynı şekilde mi yardımcı olur?

Temelde psikoterapi eğitimleri almış uzmanlar genelde benzer ilkelere göre danışanlarına yaklaşırlar ancak yaklaşım şekilleri, teknikleri, bilgilerini uygulamaya dökme yetkinlikleri ve becerileri birbirinden farklıdır. Psikoterapi hem bir bilim hem de bir sanat olarak kabul edilmektedir.

24 – Seansların içeriği nedir?

Seansların en temel parçasını başvuran kişilerin aktardıkları ve sorunlarını nasıl gördükleri oluşturmaktadır. Seans boyunca karşılıklı görüşme yapılmakta ve sorunlara odaklanmaktadır. Seanslar bire bir görüşmeden, çift ve grup uygulamalarına kadar değişkenlik gösterir.

25 – Tükenmişlik sendromundan nasıl kurtulabilirim ?

Tükenmişlik sendromunda yaşanan mükemmeliyetçilik bir yapı, dikkati başka yöne doğru dağıtarak kontrol edilebilir bir kişilik yapısıdır. Tükenmişlik sendromundan kurtulmak ya da bu sendroma hiç yakalanmamak için, bazen her şeye yetemeyeceğinizi bilmelisiniz. Tedavi aşamasında kendinizin farkına varmalı ve kendinize daha çok zaman ayırarak, sizi mutlu edecek şeylere doğru yönelmelisiniz. İçinde bulunduğunuz tükenmişlik sendromunun şiddetini arttırmamak için, ne kendinizi ne de başkalarını suçlamamalısınız.

26 – Çabuk sinirleniyorum, bununla nasıl baş edebilirim?

Öfke bir çok sebebe bağlı olabilir. Ekonomik koşullar, ihtiyaçları karşılayamama, beklentilerini yerine getirememe gibi birçok sebebi bulunabilir. Bu tip durumlarda öfke kontrolü nün yöntemlerini bilmeli ve neye ihtiyacınız olduğunu keşfederek kendinizi sakinleştirecek alternatifler bulabilirsiniz. Hayatın içinden çıkılmaz hale geldiği dönemlerde insanlar ne yapacağını şaşırabilirler. İçinde bulunduğunuz durumu değiştirmek için bireysel terapi almanız olası bir çok problemin de önüne geçecektir.

27 – Psikolojik danışmanlara kimler başvurabilir?

psikoterapi bu hizmetten faydalanmak isteyen herkes içindir. Psikoterapiye başvuru amaçları her birey için değişsede 3 ana grupta ele alınabilir. Birinci grup belirgin bir yakınması (şikayeti) olan danışanlar. İkinci grup aldığı bir eğitimin parçası olarak terapiye başvuran terapist adaylarıdır. Bazı psikoterapi eğitimlerinde terapistin kendi terapi hizmetinden geçmesi önemli bir yere sahiptir. Son olarak 3. Grup ise kişisel gelişim sağlamak amacıyla terapi hizmetine başvurmaktadır. Bireyler terapi hizmetine başvurarak olaylara farklı açılardan baka bilme, alternatif düşünceler yaratabilme ve baş etme becerileri geliştirmektedirler.

28 – Psikologlar İnsanlara Nasıl Yardımcı Olur?

 Psikologlar, eğitimini aldığı yaklaşımın terapi yöntemiyle, danışanlarına yardımcı olmaktadırlar. Bazı insanlar, psikoterapi sürecini sadece konuşma olarak tanımlamaktadırlar. Fakat psikoterapi , sohbet değildir, arkadaşınızla yaptığınız konuşma yahut dertleşme değildir. Psikoterapi çok uzun yıllar boyunca, neredeyse yüz yıllık bir tecrübenin birikimi ve sayısız bilimsel çalışmanın katkısıyla oluşturulmuş profosyonel bir tekniktir. Ayrıca psikologlar, ruh sağlığı bozuklarının tanı almasında yardımcı olması amacıyla çeşitli psikolojik testler uygularlar.

29 – Psikolojik Danışma sürecinde benim sorumluluklarım var mı?

En temel sorumluluğunuz planlanan oturumlara düzenli olarak katılmanızdır. Oturuma gelmenizi engelleyecek bir durum söz konusu olduğunda, bunu, oturumdan bir gün önce ya da olabildiğince erken bir tarihte danışmanınıza bildirmeniz gerekmektedir.

30 – Danışma aldığımda sorunum kesin olarak çözülecek mi?

İnsan psikolojik açıdan son derece karmaşık bir yapıya sahiptir ve psikolojimizi etkileyen birçok farklı etken bulunmaktadır. Bu nedenle psikolojik sorunlarla ve danışma alınan diğer sorunlarla ilgili garanti vermek ve kesin seans süreleri belirtmek imkansızdır. Size kesin sonuç garanti eden veya kesin seans süresi belirten kişilerden psikolojik yardım almanızı önermeyiz.

31 – Tek seans danışma ile sorunlarımla ilgili sonuca ulaşabilir miyim?

İlk seans sorunun ne olduğunu ve nelerden kaynaklandığını anlamaya dönük, sorunun çözümüyle ilgili ilk adımların atıldığı bir seanstır. Genellikle tek seansta sonuç alınması mümkün değildir.

32 – Neden psikoloğa gitmeliyim?

Bireyler, farklı konularda da olsa, zaman zaman zorluk yaşayabilir, kendilerini çıkmazda hissedebilirler. Yaşadıkları sorunlar karşısında etkin baş etme yolları bulamayabilir, deyim yerindeyse tıkanabilirler. Kimseye anlatamadıkları sorunları olabilir veya etraflarındaki kimse onları anlayamayabilir. Birçok kişi ile konuşsalar da, farklı tavsiyeler alsalar da hiçbiri işe yaramayabilir. Bu durumda profesyonel bir yardıma ihtiyaç vardır. Bu kadar değerli, özel ve güzel bir varlık olan insanın, sadece bir kere yaşayacağı bu hayatının kalitesini arttırmak bizim için en öncelikli amaçtır.

33 – Neden Psikolojik Test Uygulanır?

Ruh sağlığı alanında birey veya çocuklara uygulanan psikolojik testler bireyin şikâyet ve sorunlarının tanımlanmasında ve bireye özgü belirlenecek yol haritasında psikologa yardımcı olur. Standartlaştırılmış veya yansıtmalı testlerle bireyin güçlü ve geliştirilmesi gereken yönleri, kişilik, değer, tutum, zekâ özelliklerine dair önbilgi sahibi olunabilir.

34 – Seanslar dışında psikoloğumla görüşebilir miyim?

Seanslar dışında bağlı oldukları kurumla iletişime geçebilirsiniz. 

35 – Psikoterapi Ne Kadar Sürecek?

Bu kişiden kişiye, ele alınacak konulara, beklenti ve hedeflere göre değişir. Danışan kişinin ihtiyaçları bu noktada çok önemlidir. Tek seferlik bir görüşme mi yoksa yaşamın bazı evrelerinde ruhsal sağlığı dengede tutmak adına bir süreliğine destek mi olacak? Bu durum tamamen kişinin ihtiyaçlarına göre şekillenir.

36 – Terapist terapi yöntemini neye göre belirler?

Terapist danışanla terapi sürecini yürütürken danışanın terapi odasına getirdiği soruna, danışanın ihtiyacına göre onunla yürüteceği terapi yöntemini ve nasıl bir yol izleyeceğini belirler. Terapist yetkin olamayacağını düşündüğü durumlarda danışanını başka bir terapiste yönlendirebilir.

37 – İyi bir terapist nasıl anlaşılır?

Öncelikle terapiye gitmeye karar verdiğinizde terapistiniz hakkında bilgi sahibi olun. Hangi alandan mezun olmuştur, terapi eğitimleri var mı, bu alanda yetkin mi, kendisinin mesleki olarak özgeçmişi hakkında bilgi edinmeye çalışın. Öncelikli tercihiniz mesleki yetkinliği olsun. Terapistinizin mesleki olarak yetkin olduğunu gördükten sonra onunla terapi sürecinde kurduğunuz ilişkiye bakın çünkü terapinin %50si ilişki üzerine kuruludur. Bir danışan terapistiyle iyi bir ilişki kurabilirse, o uyumu yakaladığını fark ederse terapi süreci sağlıklı bir şekilde yürür.

38 – Korku ve kaygılarımla nasıl başa çıkabilirim?

Korku ve kaygıların neler olduğunu ve bunlara neden olan durumları tespit etmek gerekmektedir. Bu tip durumlarda karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik hareket etmek ve çözüm yollarını aramak gerekmektedir. Birçok birey bu durumlarla karşılaşmaktadır. Güvenli ve rahat bir ortamda bulunmak sorunların çözümünde etken rol almaktadır. Eğer böyle bir ortam oluşturamıyorsanız bireysel danışmanlık ve terapi almanız yararınıza olacaktır. Bireysel problemlerin bir kısmında kendimize dair yanlış bilgiler yer almaktadır. Yanlış bilgileri ve ihtiyaçlarınızı terapistle paylaşmak kaygılarınızla başa çıkmada ve onları anlamada size yol gösterecektir.

39- Çocuğumun problemlerini nasıl anlayabilirim?

Çocuk problemlerini anlamak için çocuğunuzu iyi tanımanız ve izlemeniz gerekmektedir. Aynı zamanda gelişim dönemlerindeki durumlarına göre yaşıtlarıyla kıyaslama yapabilirsiniz. Farklılıklar gördüğünüz andan itibaren bir uzmana danışarak bilgi alabilirsiniz. Sonuç olarak 0-6 yaş döneminde ki çocuklar her şeyi çevrelerinden gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenledir ki problemlerin çoğunluğu bu yüzden ortaya çıkmaktadır. Büyük bir oranda aile içindeki iletişim de çocuğun gelişimi açısından önemlidir. Aile içinde yaşanabilecek bir temas bozukluğu veya çatışma çocuğun farklı bir gelişim göstermesine sebep olabilecektir.

40 – İlk görüşmeye gelirken çocuğu da getirelim mi?

 Çocuk/ergenin yaşına ve ihtiyaçlarına göre ilk görüşmede bazı farklı uygulamalar yapılabilmektedir. Bu konuyla ilgili uygun yaklaşımı uzman belirleyip aileyi bilgilendirir. Bu konuda, size telefonla ulaşan uzmanınız bilgi verecektir. Ancak çoğunlukla çocuğu da sizinle birlikte beklemekteyiz. Çünkü biz sizinle görüşürken, çocuk diğer danışmanlarımız ile ortama uyum sürecini gerçekleştirir. Bu sayede daha hızlı ve verimli bir çözüm süreci içine dahil olursunuz

41 – Çocuğuma hamile olduğumu ne zaman söylemeliyim?

Çocuğunuza kardeşi olacağını gebeliğinizin riskli dönemi sona erince söyleyin. Gebeliğin ilk dönemleri düşük riskini de içerdiği için, bu dönemin atlatılmasından sonra gebelik haberini paylaşmak daha uygun olacaktır. Gebeliği açıklarken seçeceğiniz dil ve sergileyeceğiniz tavır, ailenizi ilgilendiren diğer önemli konuları bildirirken takındığınız tavır ve dil ile benzerlik taşımalıdır. Çocuğunuzun yaşı küçükse doğum öncesi bunu anlaması biraz daha zor olabilir çünkü bu yaşta çocukların soyut düşünme yetenekleri henüz gelişmemiştir. Küçük yaştaki çocuklara kardeşi olacağını hikaye anlatarak açıklayabilirsiniz

42 – Çocuğumu yeni kardeşe nasıl hazırlayabilirim?

Çocuğunuzla onun bebekliği ile ilgili anıları paylaşabilirsiniz. Bebeklik döneminde çekilmiş fotoğraflarına ve o dönemde almış olduğunuz kitaplara beraber bakın. Onunla ne kadar ufak göründüğü, o zamanlar yürüyemediği ve kendi kendine yemek yiyemediği hakkında konuşun. Aynı zamanda, gebeliğiniz esnasında doktor kontrollerine çocuğunuzu da götürmek ve karnınız büyüdükçe dokunmasına izin vermek, psikolojik olarak hazırlanması için yararlı olacaktır.

43 – Yeni doğan bebekle ilgilenmem çocuğumun düzenini etkiler mi? 

Bu süreçte, çocuğun rutinini ve ev düzenini mümkün olduğunca korumaya özen gösterin. Anne hamilelik, doğum ve sonra da bebeğin bakımıyla daha fazla meşgul olacağından ailede başka bir kişi mesela baba, doğumdan önce çocuğun yaşamsal rutinlerini üstlenmelidir. Örneğin parka gitme, yemek saati gibi.

44 – Terapiye getireceğimi çocuğuma nasıl açıklamalıyım?

Çocuğa yaşına uygun bir açıklama yapmak yerinde olacaktır. 8-10 yaşında bir çocuğun dünyasında psikolog bir ablayla konuşmak deyiminin karşılığı vardır. 3 yaşındaki bir çocuğa ise ilk etapta konuşup oyun oynayacağı bir yere gideceği bilgisi verilmesi yeterlidir, gerekli açıklamayı ilk seansta psikolog yapacaktır.

45 – Çocuğumu ne zaman psikoloğa götürmeliyim?

Çocuğunuz, bir sıkıntı yaşamadan da hayatınızı etkileyeceğini düşündüğünüz, boşanma, bir yakının kaybı, kaza ve benzeri travmatik durumlarında henüz herhangi bir semptom ortaya çıkmamış olsa da psikoloğa götürmeniz faydalı olacaktır. Gelişim takibi, sağlıklı çocuk aile danışmanlığı için de psikoloğa gidebilirsiniz. Çocuğunuzda bir sıkıntı gözlemlediğinizde, bu yaşam kalitesini etkileyen bir sıkıntı ise uzmana ne kadar hızlı giderseniz çözüm o kadar kolay olacaktır. 

​46 – Çocuğumun terapiden olumlu sonuç alması için ne kadar süre devam etmeliyiz?

Her çocuğun kendine özgü bir gelişim hızı vardır ve terapi süreci de her çocukta farklılık göstermektedir. Sorunu ne zamandan beri yaşadığınız ve sorunun derinliği terapi sürecinin ne zaman olumlu sonuç vereceğini belirleyen en önemli faktörlerdendir. Her çocuğun sürecinin farklı olacağı göz önünde bulundurulduğunda, her çocuğun terapiden fayda görme süresinin de değişeceği söylenebilir. 

47 – Oyun Terapisi Ne İşe Yarar?

Oyun hayatın şartlarına uyumda güçlük çeken çocukları tedavide en uygun metottur. Çocuklar kendilerini kelimelerle ifade edebilecek zihni yetenekleri tam gelişmediği için, kendilerini oyun üzerinden daha akıcı bir şekilde ifade ederler. Oyun terapisi onlara kendilerini en rahat şekilde ifade edebilecekleri ortam sunar.

48 – Oyun Terapisi ile Çocukla Evde Oyun Oynamanın Farkı Nedir?

Oyun terapisti oyun odasında empati, kabul ediliş ve anlayış havasını oluşturabilmek üzere eğitim almıştır. Oyun terapisi oyun ile aynı şey demek değildir. Oyun terapisi çocukların hayat şartlarına doğal olarak verdiği reaksiyonları ortaya dökmesine imkan verir. Eğitimli bir oyun terapistinin varlığı çocuğun kendini kabul edilmiş ve anlaşılmış olarak hissetmesine ve kontrol hissini veya zor durumların farkına varabilmesine uygun ortam sağlar.

49 – Ergen terapisi nedir?

Ergenin kendisini daha iyi tanıması, isteklerini ve arzularını şekillendirmesi, anne baba ile daha ılımlı ilişkiler kurabilmesi, öfkesini yönetebilmesi konularında fayda sağlamaktadır. Bu süreçte travmalar, kazalar, kayıp ve ölümler gibi zor yaşantılar ile başa çıkabilmesi için mutlaka bir terapi desteğine ihtiyaç duyacaktır çünkü anne babaya kendini kanıtlamaya çalışırken bir uzmanın tarafsız bakış açısı ergenlik çağındaki birey için en güvenli alanı yaratır.

50 – Psikiyatrik İlaçlar Kilo Aldırır mı?

Psikiyatri ilaçları günümüzde çok çeşitlidir, sayıları yüzleri bulmuştur, bunlar içinde kilo aldıranlar olduğu gibi iştah kesip kilo verdirenler de vardır. Örneğin yemeden içmeden kesilmiş ve çok kilo kaybetmiş bir depresyon vakasında kilo aldıran ilaçlar tercih edilirken, ayaktan tedavi gören, günlük hayatı etkilenmesin isteyen bir kişiye uyku yapmayan ve iştahı arttırmayan ilaç seçenekleri sunulur.

 51 – Psikoterapinin faydalı olup olmadığını nasıl anlarım?

Öncelikle terapinin başında psikoterapiye geliş nedenleriniz ve bu doğrultuda terapistinizle belirleyeceğiniz hedefler çok önemlidir. Bu hedefleri terapiye başvuru yapmadan önce somutlaştırmak bazı danışanlar için zor olduğundan “içimdeki sıkıntıyı atmak istiyorum”, “kaygılanmamak istiyorum” şeklinde tam olarak tanımlanamayan isteklerle gelebilirler. Psikoterapistinizin yardımıyla belirsiz hedeflerin netleştirilmesi, baştan varmak istediğiniz noktayı ortaya koyacak ve terapinin seyrinin nasıl gittiğini anlamanıza, iyi gidip gitmediğine karar vermenize yardımcı olacaktır. Örneğin amacınız “günlük yaşamdaki işlevselliğinizin üzerinde takıntılarınızın etkisini azaltmak” ise, hedefiniz “kontrol ihtiyacınız yüzünden yetiştiremediğiniz günlük işlerinizi daha iyi organize edip tamamlamak” olabilir.

52 – Aile Terapisi Nedir?

 Aile terapisinde amaç doğrudan bireylerin ruhsal sorunlarının tedavisine yoğunlaşmak değil bireyler arasındaki ilişki, iletişim sorunlarını ele almaktır. Aile terapisi aile üyelerinin tümünün ya da birkaçının katılımı ile yürütülür. Terapi seanslarında aile bireyleri terapistle birlikte kendi ailelerinin işleyiş biçimini ele alır, tıkanıklık yaratan noktaları bulup alternatif çözümler üretmeye çalışırlar.

53 – Ne zaman aile danışmanlığı ya da çift terapisi almalıyız?

Aile içinde yaşanan iletişim problemleri oluşmaya başladığı andan itibaren aile danışmanlığı ya da evlilik terapisi almanız önerilmektedir. Sorunların önceden çözümlenmesi amacıyla da süregelen durumlarda da danışmanlık hizmeti alınabilmektedir. Eşler arası uyumun bozulması, isteksizlik, tahammülsüzlük, strese bağlı öfke kontrolü gibi durumlarda da çift terapisi ya da aile danışmanlığı alınabilmektedir.

54 – Seans Süreci Çift-Aile için Nasıldır?

İlk seansta çift birlikte alınarak yaşadıkları sıkıntılar hakkında bilgi edinilir. Bu süreçte kişilik özelliklerindeki uyum baz alınarak terapi yapılandırılır. Bireylerin psikolojik durumları değerlendirilerek seans sıklıklarına ve birlikteliklerine (seansların ayrı ayrı mı birlikte mi olacağına dair) karar verilir. Ayrı yürütülen çiftlerde belli periyotlarda birleştirme seansları mutlaka ya

55 – Eşimi danışmanlık almak için ikna edemiyorum ama ben stiyorum tek başıma gelebilir miyim?

Psikolojik danışmada gönüllülük önemli bir esastır. İlişkiniz ile ilgili destek alma ihtiyacı içindeyseniz, siz bireysel psikolojik danışma alabilirsiniz. Sistemik yaklaşım ile görüşmelerimi yaptığım için eşiniz de ilk başlangıç süresi içinde katılabilir veya katılmaz ise sizinle yapacağımız bireysel psikolojik danışma ile yaşam doyumunuz ve kişisel farkındalığınıza fayda sağlayabileceği için tek başınıza da gelebilirsiniz.

56 – Cift terapisine gelmek için evli olmak gerekli midir?

İlişki yaşadığınız kişi ile danışma süreci için başvurabilirsiniz. Özellikle evlilik öncesi danışmanlık almak veya süregelen ilişki kalitesi ve doyumu açısından faydalı ve etkili bir deneyim olacaktır.

57 – Boşanırken terapiste gelinir mi?

Boşanma süreci taraflar ve varsa çocuk için önemli ve değişim içeren ve zincirleme reaksiyonlara yol açabilen, farklı bir deneyimdir. Bu süreçte destek almak size ve çocuğunuz için faydalı olacaktır.

58 – Psikoterapide İlk Seans Nasıl olur?

Aslında bunun için tek bir yanıt yoktur. Gittiğiniz terapistin ekolü ve tarzı ilk seansı ele alış şekli konusunda farklı yöntemler izlemesine neden olur. Bazıları daha yapılandırılmış bir formata soru-cevap şeklinde olabilirken, bazen de görüşme doğal akışında ilerler. Fakat ilk seansta üzerinde durulan konular genellikle kişinin başvuru nedeni, hayatında neler olup bittiği, problemin tarihçesi, şiddeti ve terapiden neler beklediği ile ilgili olur.

59 – Çocukluğuma İnecek Miyiz?

Şart değil. Pek çok kişi psikoterapiye gitmenin çocukluk yaşantılarına inmek ve oradaki en kötü olayları konuşmak olduğunu düşünür. Bu bir efsanedir. Bu hem terapistin yaklaşımına hem de kişinin beklenti ve hedeflerine göre değişir. Bu kişinin hedefine bağlı olarak geçmiş üzerinden olabileceği gibi, şimdiki zaman, gerçeklik ve yaratmayı planladığınız gelecek üzerinden de olabilir.

60 – Kişilik bozukluğu ne demek?

“Kişilik Bozukluğu” olan kişiler, bilişsel, duygusal, kişilerarası işlevsellik ve dürtü kontrolü alanlarının en az ikisinde belirgin problemler yaşarlar ve bu problemler aile, okul, meslek veya diğer sosyal alanlarda kendini gösterir.

61 – Psikoz veya psikotik ne demek?

Kişinin gerçeklerden koparak hezeyanlar ya da halüsinasyonlar yaşaması durumudur. (Sesler duymak, başkalarının görmediği kişileri görmek, kendisinin başka bir kişi olduğuna inanmak vs.) Şizofren hastalarının yanı sıra bipolar bozukluk, psikotik depresyon ve başka bazı hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Psikoz belirtileri yaşayan kişiler genellikle psikotik bir atak yaşadıklarının farkında değildirler.

62 – Antisosyal ve asosyal arasında ne fark vardır?

Bu iki kavram sık sık birbirinin yerine kullanılsa da aralarında önemli bir fark vardır. Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler toplumun kurallarına uymayan, yaptıklarından pişman olmayan, sık sık yalan söyleyen ve suç işleyen kişilerdir. Asosyal kişiler ise sosyal ortamlardan keyif almayan, kaçınan, kolay iletişim kuramayan, yalnız kalmayı tercih eden kişilerdir.

63 – Depresyonda mıyım?

Depresyondaki kişi sürekli olarak karamsar duygular içerisindedir. Olumsuz düşünür. Yaşam enerjisi azalmıştır. Sürekli kendini yorgun ve bitkin hisseder. Uyku düzeni bozulmuştur. Ya hiç uyuyamaz ya da aşırı uyuma görülür. Kendisini önemsiz ve değersiz hisseder. Kendine bakım azalır ve sosyal yaşama karşı isteksizdir. Unutkanlık ve dikkatini bir konu üzerinde yoğunlaştıramama görülebilir. Kilo kaybeder ya da aşırı kilo almaya başlar. Kendine güven azalır ve sürekli kendini mutsuz hisseder. Yaşamdan zevk alamaz.

64 – Psikolojik olarak sağlıklı olduğumu nasıl anlarım?
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre; psikolojik sağlığı iyi olan kişi; (1) kapasitesini en üst düzeyde kullanır, (2) hayatla baş edebilir ve (3) aile hayatında, iş/okul hayatında, sosyal ilişkilerde aktif rol alır ve katkıda bulunabilir.

65 – Anksiyete nedir?

Kaygı, endişe, evham, korku gibi duyguları içeren bir duygu durumudur. Günlük hayatın içinde, “normal” sayılacak düzeyde hepimiz evham, endişe veya korku yaşarız. “Normal”in üstünde kaygı veya korku yaşayan kişiler bir anksiyete yaşıyor olabilir.

66 – Bilişsel Terapi Nedir?

Bilişsel terapi psikoloji ve psikopatoloji (ruhsal rahatsızlıklar) alanındaki bilimsel bulgulara dayalı olarak geliştirilmiş, bilimsel ilkelerin psikoterapi alanına uygulanmasıyla ortaya çıkmış çağdaş bir psikoterapidir. Öncelikle kişinin güncel sorunlarına odaklanır, süre olarak daha sınırlı ve daha çok sorun çözme hedeflidir. Bilişsel terapi sadece başvuranların güncel sorunlarını çözmez, aynı zamanda bütün yaşamları süresince sorunlarını çözmekte kullanabilecekleri özel bir takım beceriler de öğretir. Bu beceriler çarpık düşünceleri saptamak, inançları değiştirmek, çevre ile yeni ilişkiler kurmak ve davranış değişikliğidir.

67 – Psikanaliz Nasıl Bir Tekniktir?

45 dakika süren seanslarda danışanın zihninden geçenleri, bir sınırlama, sansürleme ve gizleme olmadan “serbest çağrışım” şeklinde anlatması beklenir. Bu çağrışımlar psikanalitik çalışmanın malzemesidirler. Psikanalist ve danışanı bu çağrışımlarda ortaya çıkanlar üzerine beraberce çalışırlar. Bu etkinlik en genel anlamıyla bir yorumlama çalışmasıdır.

68 – Fobik Bozuklukta Tedaviye Ne Zaman Başvurulmalıdır?

Bireylerde korku ve kaygı belirtileri ve yoğunlukları birbirinden farklı olsa dahi kişilerin bir uzmana başvurmalarında fayda vardır. Belirtiler ilk başta hafif olarak kendini gösterse bile ilerleyen dönemlerde belirtilerin ağırlaşması, kişinin işlevselliğini daha yoğunluklu etkilemesi ile birlikte tabloya zamanla diğer psikiyatrik rahatsızlıklarında eklenme olasılığı bulunabilmektedir.

69 – EMDR terapisi hangi tür rahatsızlıklarda kullanılır?

Emdr terapinin psikolojik problemlere yaklaşımı şu şekildedir; psikolojik problemler geçmiş yaşam deneyimlerimizden ortaya çıkar. Geçmişte yaşadığımız olumsuz öğrenmeler bugün ki psikolojik problemleri ortaya çıkarmaktadır. Bu açıklamadan yola çıkarsak emdr bir terapi yöntemi olarak birçok psikolojik probleme uygulanabilmektedir.

Özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu ( taciz,tecavüz, doğal afete maruz kalma,savaş gazileri, aşk acısı, aldatılma, terk edilme vs..) Panik atak, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, migren, madde bağımlılığı, fobiler, kişilik bozuklukları, anksiyete bozukluları, somotoform bozukluklar gibi psikolojik problemler ve diğer psikolojik problemler içinde adapte edilerek çalışılabilir.

70 – Davranışçı terapi nedir?

Çağdaş bir psikoterapi yöntemidir. Problemin kaynağının öğrenme, modelleme sonucunda ortaya çıktığını ve kullanılan çeşitli tekniklerle (sistematik duyarsızlaştırma, ödüllendirme, yoksun bırakma v.b.) bu problemin değiştirileceğini savunur.

71 – Korku ve kaygı arasındaki fark nedir?

Korku daha çok bu anda ortaya çıkan tehlikelere karşı gösterilen bir tepki iken kaygı gelecekle ilgili endişeleri içermektedir. Yani kaygı daha çok geleceğe yöneliktir. Kaygı, gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı bedenimiz ve düşüncelerimizdeki değişikliklerdir. Kaygının en iyi örneklerinden birisi ülkemizde milyonlarca insanın girdiği sınavlarda yaşanmaktadır. Sınavda ve sınava girmeden birçok öğrenci sınav kaygısı duymaktadır. Kaygının kaynağı belli değildir.

72 – Travmaya Bağlı Stres Bozulduğu Nedir?

Kişinin yaşamını ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir travmayı yaşaması ya da buna tanık olması sonucunda gelişen bilişsel, duygusal, davranışsal ve sosyal bozukluklar içeren psikiyatrik belirtilerdir. Kişisel travmatik olaylar arasında trafik kazası, taciz, tecavüz, aile içi şiddet, istismar, işkence, ani hastalıklar veya sakatlıklar, uzun süre işsizlik ve yakın birinin kaybı gibi olaylar vardır. Doğal afetler, savaş, terör, bulaşıcı hastalıklar, ekonomik krizler de toplumsal travmalardır.

73 – Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu nedir?

DEHB geçmişte sadece çocukluk döneminde sınırlı görülen bir hastalık olarak tanımlanırken artık yapılan araştırmalarla da görüldüğü üzere erişkinlik döneminde de yüksek sıklıkta devam eden ve işlevselliği, yaşam kalitesini bozan bir nöropsikiyatrik bozukluk olduğu tüm dünyada kabul edilmektedir. Temel belirtileri, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüselliktir. Bazı kişilerde dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik/dürtüsellik bir arada görülürken, bazılarında sadece aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ya da sadece dikkat eksikliği görülmektedir. Erişkin dönemde hastalığın hiperaktivite kısmı biraz daha azalabilmekle birlikte dikkat eksikliği semptomları daha ön plana geçer

74 – Depresyonun Genetik Geçişli midir?

Evlatlık, ikiz ve aile çalışmalarından elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, depresyonun ailesel geçiş gösterdiği görülmektedir. Ancak bu ailesel geçiş bipolar bozukluktaki kadar belirgin değildir. Unipolar depresyonu olan hastalarda bir alt grup olarak tanımlanan erken başlangıçlı (20-30 yaş civarı) ve tekrarlama eğilimi gösteren depresyonun ailesel geçişinin daha kuvvetli olduğu bildirilmektedir (Lyons 1998).

75 – Çocuklarda Depresyon Görülür mü?

Araştırmalar gösteriyor ki bir anda çocukların %2,5’i, gençlerin %8,3’ü depresyondadır. Çocuk ve gençlerde depresyonun belirtileri yetişkinlerdekinden biraz farklı olduğu için fark edilmeyebilir. Çocuklarda ve gençlerde duygular hızlı biçimde değişirDikkat ve öğrenme sorunları yaşayan, anne-babadan ayrılığa yoğun tepkiler veren, şiddetli ve uzun süreli korkulan olan çocukların depresyon geçirme riski daha fazladır.

76 – Boşanma çocuğa nasıl söylenmeli?

Boşanma kararının çocuğun güvende hissetmesi sağlanarak, anne ve babalık rollerinin devamının vurgusu ile birlikte, olası değişikliklerden açık ve net şekilde bahsederek aktarılması önemlidir. Aynı zamanda, çocuğa süreçte sorumluluk ve suçluluk, telafi imkanı ve yetişkinlerin süreçlerine dahil olma gereksinimi yaratmadan bu aktarımın gerçekleştirilmesi oldukça önemlidir.

 77 – Psikiyatride kullanılan ilaçlar bağımlılık yapar mı?

İlaç başlarken en çok duyduğumuz sorulardan biri budur, net olarak ifade etmek gerekir ki psikiyatride kullanılan ilaçların pek çoğu bağımlılık yapmamaktadır. Sadece yeşil reçeteye yazılan ilaçların bağımlılık yapma potansiyeli vardır, bunlar ise doktor kontrolünde ve doktorunuzun önerdiği miktarda kullanıldığında herhangi bir soruna yol açmazlar.

78 – Toplumda sık görülen psikiyatrik rahatsızlıklar nelerdir ?

Toplumda en sık gördüğümüz rahatsızlıklar, depresyon ve kaygı bozukluklarıdır. Türkiye ‘de yapılan istatistik çalışmaları depresyon oranlarını tüm toplumda %4 olarak göstermektedir. Kadınlarda depresyon görülme ihtimali erkeklere göre 2 kat fazladır.

Kaygı bozukluklarının toplumda görülebilirliği hayat boyu %10-25 olarak bildirilmektedir. Panik bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluğu, sosyal fobi, genelleşmiş anksiyete bozukluğu toplumda sıkça karşılaştığımız kaygı bozukluklarıdır.

Toplumumuzda bedenselleştirme olarak ifade edebileceğimiz ve ruhsal şikayetlerin daha çok bedensel şikayetler yoluyla ifade edildiği, bazen bayılmaların ve kısmi kasılmaların eşlik edebildiği somatizasyon bozukluğu da sıktır.

79 – Somatizasyon Bozukluğu Nedir?

Somatizasyon bozukluğu otuz yaşından önce başlayan ve tıbbi olarak açıklanamamasına rağmen vücut sisteme dair birçok fiziksel şikayetlerin dile getirildiği bir rahatsızlıktır. Bu durumda çoğul bedensel yakınmalar bilinen herhangi bir tıbbi rahatsızlığa bağlı değildir. Yani bu şikayetlerle başvurulan hekimler belirtilerin ardında herhangi bir hastalık bulamamaktadırlar.

80 – Sosyal Fobi Nedir?

Kişinin, sosyal ortamlarda bir topluluk içinde, diğer insanların gözünün üzerinde olabileceği durumlarda, çeşitli etkinliklerden (konuşma, yemek yeme gibi) kaçınması ve kaçmasıdır. Kişide bir etkinlikte bulunurken küçük düşeceği ya da utanacağı davranışlar sergileme korkusu mevcuttur. Sosyal fobisi olan bireyler topluluk içinde bulunmak ya da konuşmak zorunda kaldıklarında yoğun düzeyde rahatsızlık ve sıkıntı duyurucu anlar yaşarlar.

81 – Şizofreni nedir?

Şizofreni, hayat boyu süren ama doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen karmaşık bir beyin hastalığıdır. Genetik yatkınlık ile bilişsel ve çevresel birtakım faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Şizofreni hastaları gerçeklerle bağlarını kaybetmiş gibi görünebilir, olmayan sesler duyabilir ve başkalarının onlara zarar vermeye çalıştığını düşünebilirler. Şizofreni, kişiden kişiye ve türden türe farklılık gösterebilir. Kimi hastalar tamamen içe kapanırken diğerleri daha hareketli ve sosyal olabilir.

82 – Doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) nedir?

Duygusal etkenlere bakıldığında; doğum yapan kadınların tümünde benzer hormonal değişikliklerinin olmasına rağmen, psikolojik rahatsızlıkların kadınların ancak bir kısmında geliştiği görülmektedir. Bu nedenle doğum sonrasında ortaya çıkabilen psikolojik rahatsızlıklardan korunmak için, öncelikle eş ve aile desteğinin, sosyal destek sistemlerinin ve kişilerarası ilişkilerin oldukça önemli olduğu unutulmamalıdır.

83 – OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) nedir, nasıl tedavi edilir?

insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler  (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar. OKB kendi kendine geçmez, bu yüzden tedavi edilmesi önemlidir. En iyi tedavi yöntemi ilaç ve bilişsel davranış terapisidir.

84 – Yeme bozukluğu nedir?

Az yeme, hiç yememe ya da yediklerini kusma, çıkarma bazen ataklar şeklinde çok yeme sonrada bunları kusma gibi çeşitli görünümleri olan bozukluklara yeme bozuklukları denir. Bazı hastalıklarda görülen iştahsızlıklar ya da depresyonda görülen iştahsızlıkla ilgişi değildir burada kişinin temel gayesi kilo almamak ve şişman bulunan bölgeleri daha da zayıflatmak, inceltmek ya da belli bir beden biçiminde olmak için aşırı gayret etmekdir. Buradaki problem sadece yeme kısıtlaması olmayabilir; aşırı spor ve egzersiz yapma şeklinde de kendini gösterebilir.

85 – Panik atak nedir ve belirtileri nelerdir?

Panik atak genel olarak bedensel belirtiler ile başlayan korku, rahatsızlık duygusu ve devamlı bir kaygı endişesi ile devam eden bir rahatsızlıktır. En önemli belirtileri ise; çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, terleme, nefes alamama, göğüste daralma, bayılma hissi, ellerde kollarda ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma, ateş basması, kendisine ve çevreye zarar verme korkusu gibi durumlardır.

86 – Aldatılma Psikolojisi Nasıl Atlatılır?

Aldatılma durumunun gerçekleştiğini, olduğunu kabul ederken, neye odaklanacağınıza kendiniz karar verin. Acı veren olumsuz hisler ve olumsuz duygular (özellikle de üzüntü, bunaltı hisleri, öfke, değersizlik ve çaresizlik) aldatma konusuna odaklandığınızda şiddetlenir. Kendinizle konuşmalarınız bu dönemde özellikle önemlidir. Kendinizle konuşmanızda (düşüncelerinizde) kendinizi suçlamayın. Kendinize çok iyi bir arkadaşınıza nasıl konuşuyorsanız öyle konuşun ve yol gösterin.

87 – Stresle nasıl başa çıkabilirim?

Kişinin stres yaşamasına neden olan en önemli faktör olayların algılanış şeklidir. Olayları ve kişileri oldukları gibi kabul etmek, çevremizdeki kişilere dair gerçekçi beklentiler içinde olmak ve kendimizden beklentilerimizi de gerçekçi bir şekilde değerlendirmek, stresin düzeyini azaltmakta etkili yollardır. İnsanlar arası ilişkilerdeki stresi çözmek, kişinin düşüncelerini ve duygularını karşısındakine uygun bir şekilde ifade etmeyi bilmesi ile mümkündür. Bu, stresin önemli ölçüde azalmasını sağlar.

88 – Sınav kaygısı normal mi?

Bir sınavdan önce biraz kaygı hissetmek oldukça normaldir. Özellikle önem verdiğimiz, anlamlı bir şeyde başarılı olmayı istemek elbette bir miktar kaygılanmamıza yol açabilir. Bu küçük kaygı, zihnimizi dinç tutmaya ve dikkatimizi hedefimizde tutmaya yardımcı olur. Öte yandan kaygının yoğun olarak yaşanması, öğrencinin performansını düşürebilir, motivasyonunu kırabilir, dikkatini dağıtabilir.

89 – Özgüvenimi nasıl arttırabilirim?

Özgüven kazanmak için kendiniz hakkında olumsuz düşüncelere kapılmayı bir kenara bırakmalısınız. Özgüven nasıl kazanılır sorunuzun ilk cevabı kendinizle barışık olmanız ve kendinizi ne olursa olsun motive edebilmenizdir. Özgüven sahibi kişilerin kendinden beklentileri gerçektir. Beklenti içine girdiği bazı gerçeklere zaman zaman ulaşamasalar da, bunun dünyanın sonu olmadığını bilir ve kendilerini hırpalamazlar.

90 – Takıntılarımdan terapi ile kurtulabilirmiyim?

Terapiler takıntıları aşma noktasında faydalıdır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekli, yaklaşımları, hayata bakış açıları, ilişki yapıları ve kapasitelerinin dikkate alınması gerekir. Öncelikle problemi kabullenin. Çoğunlukla psikoterapi ile halledilebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu anlamsız duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek, yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme gayretini gerektirir. Tedavi ile hastalığın iyileşme süreci hızlanır. Kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, çaba sarf ediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlıdır.

91 – Hamilelikteki Psikolojik Değişiklikler Nelerdir?

Anne adayı hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren hem sürecin heyecanıyla kendini mutlu hissederken, diğer taraftan da sürecin belirsizliğine dair kaygı duyabilir. Hamilelik nasıl geçecek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilecek miyim, nasıl bir anne olacağım gibi sorular hamilelik dönemi boyunca anne adaylarının zihinlerini meşgul edebilir. İyi anne olabilecek miyim sorusunun yarattığı kaygı beraberinde hata yapmaya dair korku ve suçluluk duyguları doğurabilir. Tüm bu duygusal gel-gitler arasında anne adayının eşinden, anne-babasından ve arkadaşlarından gördüğü destek, onun baş etme becerilerini kuvvetlendirecek ve hamilelik dönemini daha mutlu ve huzurlu geçirmesini sağlayacaktır.

92 – Çocuğumun yatağını ne zaman ayırmalıyım?

Yaşadığınız coğrafyanın, kültürün sosyoekonomik yapısına göre değişir. İçinde bulunduğumuz sosyoekonomik koşullar açısından bakıldığında olabildiğince erken olmasında yarar var. En geç 2-3 yaş aralığında yatağı bir sorun olmaktan çıkarıp, çocuğun huzurla, güvenle uyuyabildiği bir alana çevirebilmek iyi olacaktır.

93 – Empati nedir?

En genel anlamıyla empati, kendimizi karşımızdaki insanın yerine koyup onun hissettiklerini, duygu ve düşüncelerini anlayabilme, olaylara onunla aynı pencereden bakabilme yetisidir. Bunu yapabilmek için, karşımızdaki insanın duygu ve düşüncelerini içselleştirebilmemiz gerekir.

94 – Terapiye başlamaktan korkmak?

Daha önce psikoterapiyle ilgili olarak olumlu deneyimler yaşamamış veya bu sürece olumlu bakmayan kişilerin etkisi ise zaman zaman kaygı ve korkulara zemin hazırlar. Bu durumda yine öncelikle iyi bir terapist seçimi yapılarak yaşanabilecek olumsuzlukları azaltmaya çalışmak, psikoterapinin kişiler arası farklılık gösterebilen bir süreç olduğunu bilmek, başkalarının yaşadığı olumsuz deneyimlerin farklı nedenlerden kaynaklanmış olabileceği ihtimalini göz ardı etmemek bu noktada işe yarayabilir.

95 – Terapiyle Birlikte İlaç Kullanılır mı?

Bazı durumlarda bilişsel davranışçı terapi ile beraber ilaç kullanılması gerekebilmektedir. Terapist, danışanının ilaç kullanması gerektiğini düşündüğü durumlarda bunu danışanına bildirmekte ve durumun avantajlarını, dezavantajlarını paylaşabilmektedir. Pek çok ruhsal problem ilaç kullanmayı gerektirmeden bilişsel davranışçı terapi ile çözüme ulaşırken, bazı durumlar ise her iki tedavinin birlikte yürütülmesini gerektirebilmektedir.

96 – Grup terapisi nasıl oluyor?

Bireysel terapinin grupla yapılan halidir. Grup terapisinde danışanlar kendilerininkine benzer sıkıntıları olan diğer danışanlarla beraber, eğitim almış lider bir psikoterapist eşliğinde belirli bir amaca yönelik olarak çalışırlar. Gruplar genel olarak 6-12 kişiden oluşur ve haftada bir 90 dakikalık seanslar halinde yaklaşık 12 hafta devam eder

97 – Kalbimi mi dinlemeliyim beynimi mi?

 Hem kalbimiz hem de beynimiz bize kendimizle ilgili çok önemli ihtiyaçlarımızı duyurmaya çalışmaktadır. İkisinden birini görmezden gelmek, bastırmak ya da yok etmeye çalışmak, onu susturmanın aksine daha çok alevlenmesine yol açar. Biz ne kadar onu yok sayarsak, o da o kadar çok ve kontrol edemediğimiz bir şekilde var olduğunu göstermeye çalışır. Aksine biz hem kalbimizin hem de beynimizin bizim için “iyiyi” istediğini bilirsek her ikisiyle de temasa geçebilir ve her ikisinin de bize fark ettirmeye çalıştığı ihtiyaçları fark edebiliriz. Kalple beyni birbirleriyle savaşan düşmanlar olarak görmek yerine her ikisini de “bizim için” çalışan dostlar olarak görebilirsek eğer aralarında bir uzlaşma sağlanması da mümkün olur.

98 – Psikolojik sağlamlılık nedir?

Güç veya riskli olarak kabul edilebilecek durumlara iyi uyum sağlama, bu güçlüklerle olumlu baş etme, travmatik veya güç durumların ardından normal gelişimini sürdürebilme ve hatta belli alanlarda pozitif gelişim gösterebilme olarak tanımlanmaktadır.

99 – Partnerimi değiştirmeye çalışmalımıyım?

İlişkilerde partneri eleştirerek, hor görerek, hatalarını ardarda sayarak değişmesini istemek ve bu beklenti içinde ilişkiyi yürütmeye çalışmak neredeyse ilişkiye hiç bir katkı yapmayan bir yaklaşımdır. Bu tarz bir tutum, karşı tarafta öfke ve savunmayı tetikleyen başlıca malzemelerdir. Daha sağlıklı bir yaklaşım ise, öncelikle beklentileri mantıklı bir seviyede tutmak ve yargılamalardan mümkün olduğunca kaçınmaktır. Partnerinizde zamanla unuttuğunuz olumlu özellikleri yeniden görmeye çalışmak, kendisinde hoşunuza giden şeyleri onunla paylaşmak, minnet duyduğunuz noktalara değinmek, sizinle farklı görüşe sahip olsa da hoşgörülü olabilmek ve farklı düşünceleri onu kırmayacak bir tutumla dile getirmek ve mükemmeli aramamak, daha sağlıklı bir ilişki için önemlidir.

100 – Neden affedemiyorum?

Affetmeye engel olan şey içsel engellerimizdir. Affetmeyle ilgili olarak muhafaza ettiğimiz bir takım olumsuz düşünceler nedeniyle ise küskünlüğü devam ettirmeyi seçeriz. Oysa sahip olduğumuz bu olumsuz düşünceler yaygın olarak inanılan yanlış düşüncelerdir. Bize karşı yapılan hatalar sonrasında üzülür, incinir, acı çeker ve hayal kırıklığına uğrarız. Bu olumsuz duygulara karşı kendimizi korumak ve tekrar böyle duyguları yaşamamak için de öfkemizin gitmesine izin vermeyiz. Kalkanlarımızı indirmeyerek tekrar yara alma ihtimalimizi azaltmaya çalışırız. 

101 – Sosyal zeka nedir?

Sosyal zekâ başarılı bir şekilde ilişkiler kurabilme ve sosyal çevrelerde rol alabilme yeteneğidir.Sosyal zekanın kapsamında, sosyal beceriler, etkili dinleme becerileri, empati kurma, atılganlık, iletişimi başlatma ve sürdürme, sosyal uyum, insanları okuma, sosyal farkındalık ve öz-farkındalık gibi beceriler vardır.

www.RasyonelPsikoloji.com Psikoterapi, psikolojik danışmanlık ihtiyaçlarınız için güvenilir bir kurum.

www.MuratArtiran.com Dr. Murat Artıran hocamızın kişisel sitesi.

www.Reaptr.com Çalışma hayatına dair psikolojik eğitimler içeren bir site.

www.PsikolojikSaglik.com yayında Psikolojik sağlığınızla ilgili yazıları bu sitede bulabilirsiniz.

Reklam İletişim:

  • Adres :Abbasağa Mh. Yıldız Cd. D:61/4 Beşiktaş İstanbul
  • Destek :Telefon : 0 (212) 327 02 34
  • E-Posta : info@sorularlapsikolojim.com
TÜM HAKLARI SAKLIDIR.